Bölüm 1 - Lefter'in Rüyası

Saat 05:00. Alarm sesi karanlığa uyandırdı Lefter'i. Bulunduğu yerde bir kaç defa huysuzca sağa sola döndükten sonra yüzünü tavana dikti. Bugünü düşündü. İşe gitmek istemiyor, bütün bir gününü yatarak geçirmek istiyordu. Göz kapakları yavaş yavaş kapanmaya başladığında tribündeki o sesleri duydu önce, gözlerini açtığında bir futbol sahasının tam ortasındaydı ve güneş stadyumun çatısından geçip çizgi çizgi düşüyordu yemyeşil sıcak çimin üstüne. Ayakları çıplaktı. Tribünler onun ismini bağırmaya başladığında kalbi heyecandan bir okun yaydan fırlaması gibi yerinden çıkmayı başarmıştı. Koşmaya başladı, o kalabalığa, ismini haykıran ve hiç birini tanımadığı o binlerce taraftara doğru... Ayaklarının altından futbol topları geçiyor ve bazılarına vurarak, bazılarının da üstünden atlayarak koşmaya devam ediyordu. Birden ayağı kaydı ve büyük bir şiddetle yere düştü. Saat 05.02... 2. alarm çaldığında yatağında nefes nefese kalmış ve terlemişti. Hemen yataktan fırladı ve hazırlanmaya başladı; gece görüş gözlüğünü kafasına geçirdi, tulumunu giydi, cebine yastığının altında sakladığı paket lastiğine sarılmış küçük kutuyu koydu. Kapıyı tek odalı evine kapatıp, kulaklığını takıp; iki tarafı beton duvarlarla örülü bir sokağın ortasına çıkarak işine doğru yürümeye başladı. Küçük su birikintilerinin üstünden  geçerken gözlerini sokaktan yukarıya dikti, sokak lambaları altında o kocaman kirişleri görmesi zordu fakat kirişlerin çatlağından sızıp da alnının tam ortasına düşen bir su damlasının serinliği mevsimin kış olabileceğini hissettirmişti ona. 8. bulvarın sonuna geldiğinde o küçük serinlik hissi çoktan yerini neme bırakmıştı. Tulumunun üstünü kollarından geçirip, gece görüş gözlüğünü takıp, önünde durduğu metal kapının anahtar deliğine işaret parmağını uzatmış, kapının büyük bir gürültüyle hareket etmesinin ardından dışarı taşan dumanın dağılmaya başlamasıyla bir sihirbaz gibi çoktan ortalıktan kaybolmayı başarmıştı...

 Saat 15.00. Kapı büyük bir ihtişam ile tekrar açıldı ve duman bulutunun ortasında görüldü Lefter. Karanlık sokağın ortasında bir suliet gibi duruyordu. Kulaklığını taktı 12. bulvarın 4. köşesine doğru yürümeye başladı. Ellerini cebine atmış, yüzündeki yorgunluk yavaş yavaş kaybolmaya başlamış ve varacağı yer için bile şimdiden heyecanlanmıştı. 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra saat meydanına gelmişti. O boş meydanda normal şartlar altında muhafızlar bulunmazdı fakat o gün garip bir şekilde 2 muhafız boğa heykelinin yanında bekliyordu. İlk önce yanlarından sakince geçip geçmeme konusunda tereddüt yaşadı. Daha sonra derin bir nefes alıp  ters yönde yürümeye başlayıp ara sokaklardan birine saptı ve yolunu biraz uzatarak muhafızlara da görünmeden varmak istediği yere ulaştı. Muhafızlar termal hareketlenmelere karşı sinyal alıp harekete geçiyordu ve babasından öğrendiği ilk şey eğer onlarla karşılaşırsa sakin kalmaya çalışmasının ona büyük avantaj sağlayacağıydı. Yaşadığı yerdeki nem oranının yüksekliği de bu eski moda droidlerin kafasını yeteri kadar karıştırıyordu zaten. 3. kapının önünde durdu. İşaret parmağını kıvırıp kemikli yüzüyle hafifçe kapıyı tıkırdattı. 2. denemesinin ardından seslendi, "Mürver; Mürver benim Lefter aç kapıyı..." Kapının gözünde bir hareket belirdi, yaklaşık yarın metre kadar açıldı kapı ve Lefter içeri girdiğinde aynı sessizlikle kapandı. "Naber Lefter?" diye sordu ince bir ses. "İyi, ya nolsun bugünü de yedik işte, bana bak; yeni dozlardan geldi mi?" Gülümsedi ince ses; "elimde öyle bir doz var ki; seni senden alacak. Şimdi kopyalıyorum hafıza kartını ver bakalım." Lefter cebindeki kutunun paket lastiğini açtı, üst üste yığılmış kağıt kartların arasından Mürver'e uzattı hafıza kartını. O sırada yere kağıt kartlardan biri havada çırpınarak düştü. Mürver tek hareketle aldı kartı yerden, "Hımm. bak bu kart koleksiyonumda yok, verdiğim şey karşılığında bu kartı isterim senden." Lefter kartı Mürver'in elinden almak istedi ama Mürver kolunu hızlıca geri çekti. "Hooop, o kadar kolay değil bu işler."  "Hangisi o?" diye sordu Lefter; "53-64" diye cevapladı Mürver, üstüne ekledi hemen yüzündeki ince sırıtışıyla "sensin..."


 Eve vardığında cebindeki kutuyu bir kez daha açtı ve Mürver'den aldığı hafıza kartını kulaklığına yerleştirdi. Yatağının altına eğildi, zemindeki muşambayı biraz kıvırdı ve zemindeki taşlardan birini kaldırıp oraya sakladığı diğer kutuyu aldı avuçlarına. Büyük bir titizlikle kutunun kapağını kaldırdı ve yanına koydu, Paket lastiklerine sarılmış tomarlarca kart orada duruyordu. Büyük bir düzen ile 5li sıralar halinde kutuya dizilmişlerdi. Sırasını bozmadan bir paketi aldı, içinden bir kartı buldu, gülümsedi... Kartın üstünde beyaz şortu, sarı lacivert formasıyla kollarını birbirine birleştirmiş kişi de ona gülüyordu. Kartı yanına alıp, kutuyu eski yerine koyup üstündeki muşambayı aynı düzenle serdikten sonra yatağına girdi. Kulaklığını açtı ve Mürver ile takas ettiği dozu dinlemeye başladı... Gözlerini kapattığında beynine yayılan ses dalgaları dakikalar içinde anlam kazanmaya başlamıştı. İlk önce gözlerinin önünde  beyaz flaşlar patladı. Daha sonra kesik kesik görüntüler flaşların arasında belirmeye başlamıştı, görüntü gittikçe netleşti, netleştikçe kendisini merdivenlerden yukarı doğru yürüyor bulmuştu, bir iki kat çıktıktan sonra gri  iki duvarın ortasındaki dikdörtgen pencerede yemyeşil bir zemin gördü. Etrafında sarı lacivert formaları ve atkılarıyla güler yüzlü insanlar, pencereye doğru yaklaştı, temiz havayı ciğerlerine çekti, işte artık yine ve bir kez daha oradaydı... Pencerenin yanındaki açık kapıdan geçip merdivenlere yöneldi, sağına ve soluna doğru dizilmiş sarı koltukların ortasından enginlerce uzanan bir başak tarlasında yürüyormuşçasına geçiyordu. Orta yaşlı bir adam "Lefter" diye seslendi... "Gel buraya, hadi çabuk ol..." Lefter adamın yanına vardığında kendisini bir grubun tam ortasında buldu. Etrafında bir sürü insan vardı, hepsi omuz omuza girmiş ve Lefter'i de aralarına almışlardı. Müthiş bir uğultu yankılandı gökyüzüne doğru, "Oooooooooooooooooo....." ve hemen ardından hep bir ağızdan geri sayım başlamıştı; "10, 9, 8, 7..."

Yorumlar